Gezi Yazısı-9 : Pisa'da İnebahtı Hüznü
2018 yılı Erasmus Projesi ziyaretimiz için İtalya-Pontedera’ya gidiyoruz. (EAL koordinatörlüğünde yürütülen Avrupa Birliği projesi "European Step to Stop Cyberbullying" adlı projenin üçüncü çalışmasını gerçekleştirmek üzere uçağımız Bologno’ya indik oradan da Pontedera kasabasına ulaştık. Ertesi gün proje ziyaretimiz için okula (İtalya´da okul ortağı " Licio Instituto statale e montale") gittiğimizde bizi bir sürpriz bekliyordu. (Projede 4 ülke; Türkiye, Portekiz, İtalya ve Yunanistan yer alıyordu.) Proje irtibatçımız Marco Manucci olmasına rağmen Prof. Rosa Galli Pellegrini bize tercümanlık yapmak üzere hazır bulunuyordu. Prof. Pellegrini hikâyesinde; babasının İstanbul İtalyan Hastanesinde çalışırken, lise öğrenimini İstanbul’da yapmış olduğunu öğreniyoruz ve yazarlık yapıyormuş. AB program açılışı konuşmasını ev sahibi olarak Müdür L Orsini başlattı. Koordinatör ülke Türkiye olduğundan programın özetini yaparken; ortak ülkelerin ortak yönlerinden bahsederek Türk-İtalyan iş birliğinin öneminden hareketle gençler arasında yaygınlaşan sosyal medya üzerinde yoğunlaşan “siber zorbalığa karşı psikolojik ve sosyal savunma sistemlerinin ortaya çıkarılması" konusuna değinerek çok eskilere gitmeden (Yani Osmanlı-Venedik savaşlarına bilerek değinmedim) Kırım Savaşında (1853-54) İtalyanlarla müttefik olarak Çarlık Rusya’sına karşı birlikte yer aldığımızı vurguladım.
Ulusötesi Programın 1. ve 2. gününde workshop, 3. gününde Pisa-Floransa gezisi, 4. gününde konuk öğrenciler için okul dersleri deneyimi uygulaması yapılacak, 5. gün ise Pontedera Belediyesinde kapanış seremonisi yapılacak. Workshop çalışmaları öğretmenlerimiz Pınar Sarı, Ayşe U. Boz ile Marco Manucci, psikologlar(İtalya) G.Trindade(Portekiz)liderliğinde yürütülmüştü. Planlanan çalışmalar yürütülürken; çalışmaların kalan zamanlarında ev sahibi "Liceo Statale E. Montale Okulunca planlanarak, müzelerden izin alınarak Pisa, Floransa gibi Orta Çağ kentlerine kültürel gezi düzenlenmiş dünyaca ünlü Ufizzi Müzesi’ni gezerek çok ünlü sanatçıların şaheserlerini görme şansı yakalamıştık. İtalya sanatı ve tarihi hakkında bilgi edindik.Bu programın ikinci sürprizini ise Pisa gezimizde yaşayacaktık. Ev sahibi kurum gezi için iyi hazırlık yapmış konuklara bilgi vermek üzere bir arkeolog ve bir de sanat tarihçisi görevlendirmişti. Pisa gezimize âdet üzere Pisa Kulesi ile başladık. Burada bulunan birbirine yakın 3 kilise tanıtıldıktan sonra Marco bana dönerek bu üç kilisenin Toskana bölgesine mahsus durumunu özetledi; Burada doğarız (Vaftiz kilisesi), orada evleniriz, şurada da ölürüz (Cenaze törenleri yapılan kilise). Ancak ben bu arada Marco ile konuşurken arkeoloğumuzun konuşmasının bir bölümünü kaçırmışım. Arkeolog tanıtım konuşmasının sonunda “Biz kiliselerimizi önceden ‘Bazilika’ tarzında inşa ederken, ‘Kubbe’yi sizden alarak buraya taşıdık.” demiş. Bana arkadaşlarım “kubbe “ alıntısını söyleyince bizden yani doğal olarak Türkiye’den İtalyanların böyle bir alıntı yaptıklarını hatırlamadığım için hemen yanına giderek durumu sordum. Sonra arkeoloğun “siz” derken Müslümanları kastettiğini belirterek; kubbeyi (Tumb) Kudüs’teki Ömer Camisi’nden (Haçlı seferlerinde) ve Palermo Camisi’nden almışlar. Tabi Palermo Camisi’ni Emeviler Dönemi’nde fethedilmiş ve oradaki tapınağın taş ve sütunlarıyla bir devşirme malzemeyle cami inşa etmiş olduklarını biliyorduk ancak İtalyanlar Palermo’yu geri alınca bu sefer caminin sütunlarını ve kubbe taşlarını Pisa’ya getirerek kubbeli bir kilise inşa etmişlermiş. Sonra arkeolog bize eliyle kubbe işareti yaparak Tumb, Dom Kilisesi’ni tarif etti ve biz de o kiliseyi serbest zamanımızda gidip gördükSerbest zamandan sonra Marco bize dönerek tarihi bir sürpriz yapacaklarını söyledi ve bir başka semtteki bir kiliseye götürdü. İçeri girdik ve girer girmez masanın üstünde camlı pano içindeki sancağımızı gördük. (Masada “Chief Ali Pasha” açıklama notunu gördük.) Etrafa bakınca Bazilika modelinde düz yüksek bir kilise’nin içinde olduğumuzu keşfettim. Duvarlarında Sancaklarımız asılıydı. Saydığım kadarıyla tam 18 sancak vardı. Tabii ki mihmandarlarımızın referans ve randevularıyla görebildiğimiz bu kilise müzesinde bir yorum/tanıtım yapmadılar ancak adeta sancaklarımız tutsak muamelesi görüyordu. Yani İtalyan dostlarımız ortak tarihimizi bu şekilde bize hatırlatmış oldular. İçimi tarifsiz bir hüzün kaplamıştı.
Bizim donanma sancaklarımız burada olmasaydı hiçbir şekilde göremeyecektik. Çünkü daha önceden Beşiktaş’taki Deniz Müzemizde 2 büyük sancak görmüştüm. O sancaklardan sadece biri Pisa’daki sancak ebatındaydı. (Yaklaşık 5 metre uzunluktaydılar.) Beşiktaş Deniz Müzesi’nde bulunan diğer sancak ise bunlardan daha küçük 2 metre uzunlukta ve büyük denizcimiz Kaptan-ı Derya B. Hayrettin Paşa’ya ait idi. Büyük sancak ise İnebahtı Deniz Muharebesi’nde Kaptan-ı Derya Müezzinzade Ali Paşa’nın kullandığı sancak olup, Pisa’dan alınarak Papa VI. Paul tarafından Türkiye ziyaretine mahsusen Türkiye Cumhuriyeti’ne iade edilmiş. (1965) Yani bir yandan da bu “Sancaklar buraya konmasaydı günümüze ulaşabilir miydi?” diye düşünmeden yapamadım.
Peki İnebahtı sancakları Pisa’da neden bulunuyordu? Bu kilisenin özelliği neydi? Pisa’da İnebahtı algısını anlayabilmek için 16.yüzyıl Avrupa-Osmanlı ilişkilerine bakıyoruz : Preveze Zaferi’nden (1538) sonra Akdeniz hâkimiyeti Osmanlı İmparatorluğu’na geçmiş ve artık Avrupalılar açısından Türkler yenilmez bir ünvan almıştı. Bu duruma son vermek için Avrupa Devletlerinin çoğunluğuyla Papa önderliğinde Kutsal İttifak kurulmuş ise de ne karada ne denizde Türk İmparatorluğuna karşı bir üstünlük sağlanamamıştı. Üstelik Kıbrıs Adası’nın fethiyle (1571) Akdeniz’de Venedik bir gücünü daha kaybetmiş oluyordu. Kıbrıs’ı geri almak üzere Papa V.Pius’un çağrısıyla: Papalık, İspanya, Venedik, Ceneviz, Napoli, Sicilya, Malta şövalyeleri ve Toskana, Savoy Dükalıkları gibi Katolik devletlerden (V. Karl’ın gayri meşru oğlu Don Juan de Austria komutasında) Haçlı donanması oluşturuldu ve Osmanlı donanmasıyla Patras Körfezi çıkışı olan İnebahtı(Lepanto) körfezinde büyük bir muharebe gerçekleşti. Kutsal İttifak'ın daha modern ve iyi organize edilmiş donanması karşısında yenilgiye uğrayan ve yorgun olan Serdar Pertev Paşa ile Kaptan-ı Derya Müezzinzade Ali Paşa komutasındaki Osmanlı donanmasının büyük bir kısmı yok edildi. (7 Ekim 1571) Sadece Uluç Ali Paşa filosunu (30 gemilik) imhadan kurtararak İstanbul’a dönebildi. Muharebede şehit edilen Müezzinzade Ali Paşa’nın Baştardasında (Kadırgadan büyük harp gemisi-Kapudan Paşa Baştardası) ele geçirilen Sancak ve diğer eşyalar ise Pisa’daki bu kiliseye getirilmişti. Osmanlı donanmasına ait eşyaların buraya getirilmesinin sebebi ise o zamanlar Toskana Büyük Dükalığına bağlı olan Pisa’da bulunan kilise; İnebahtı’dan sonra şövalyelerin yetiştirildiği Manastır Kampüsü içinde, şimdi Şövalyeler Meydanı denilen meydanda inşa edilen Kutsal “Santo Stefano dei Cavallieri” Kilisesi’dir. Yani şövalyelik yemini burada yapılıp Papalık adına savaşlara katılıyorlardı.
İnebahtı’yı hüzünle hatırladıktan sonra biz yine Şövalye Kilisesi girişinde masada ilk gördüğümüz sancağa dönelim. Bu sancak, Osmanlı donanmasının Kaptan-ı Deryası Müezzinzade Ali Paşa’nın Baştarda’sının sancağı olup aynı zamanda medeniyetimizin ruhunu yansıtan sembolleriyle birlikte İnebahtı’nın acı hatırasını anlatmaktadır. Sancakta “Zülfikar” ın çift ağızlı kılıç ucunda çifte hilal içinde hatlı yazı , hilallerin önünde çifte çok kenarlı bir yıldız, yan tarafında Fetih Suresi olan sancağımızın zemini ise damalı bir desenle kaplanmış zemininde yine yıldızlar ve üçgenler yer almaktadır.
Hüzünle karışık şaşkınlığımız geçtikten sonra duvarlardan sarkıtılan diğer sancakları inceledik ve fotoğrafladık. Duvarda asılı olan kırmızı renkli sancağın sancağın sefere katılan Barbaroszade Küçük Hasan Paşa yada Barbaroszade Mehmet Paşa’ya ait olabileceğini düşündüm.Bir diğer sancak yine kırmızı renkli zemin üzerine yaldızlı büyük bir hilal ile ortasında çok kenarlı yıldız olup hilal içine Ayet-i kerime işlenmiştir. (Allah Korusun )
Toplantının son günü Piaggo Müzesi (VESPA motosikletleri) toplantı salonunda öğrenciler gruplar halinde sırasıyla sunumlarını gerçekleştirmişlerdir. Toplantıya Pontedera Belediyesi eğitim departmanından M.Belli ve L.Canovai katılmış ve konuşmalarında projedeki fikirlerden de yola çıkarak siber zorbalıkla mücadele konusunda önemli bir adım atacaklarını belirtmişlerdir. Törenden sonra Vespa Müzesi’nin de incelenmesi öğrencilerimiz açısından iyi bir katkı sağlamıştır.
*Rıfat GÜNDAY-Başöğretmen
Eskişehir Anadolu Lisesi Emekli Okul Müdürü ve Tarih öğrt.








%20kopya.jpg)
%20kopya(1).jpg)






