Gezi yazısı - 8 : Sivrihisar ve Ulu Cami
Sivrihisar denilince elbette herkesin aklına farklı
kavram ve anlatılar geliyor.Bu konuda farklılık olması da gayet normal çünkü tarihi
,kültürel , turistik ve coğrafi yönlerden bakışa göre farklı çıkarımlar
olabilir. Ancak evrenin değişmez yasalarından en temeli değişim olduğuna göre
sadece Sivrihisar tarih ve kültüründen
ayakta kalan eserlerde bile bu değişimi apaçık izleyebilmekteyiz. Zaten bu
değişim sürecini sergileyebilen , koruyabilen şehirler hem
saygı görebilmekte hem de kültürel ve turistik takipçi
bulabilmektedirler. Söz bu sergileme
/koruyabilme noktasına gelmişken 2018 yılında tarihçi İlber Ortaylı’nın bir TV
programında Sivrihisar’ın çok ihmal gördüğünü ve her yönüyle yüzüstü bırakıldığını
söylemesiyle Sivrihisar dikkatleri üzerine çekmiştir. Ancak yavaşça olsa da
Sivrihisar tarihi binaların restorasyon ve diğer düzenleme çalışmaları esasında İlber hoca’nın bu eleştirileri
yaptığı tarihten çok önceden başlamıştı. Bu açıklamadan birkaç yıl sonra İlber
Ortaylı sürpriz bir şekilde Sivrihisar’a ziyarette bulundu. Ortaylı ziyaretinde Zaim Ağa konağı(Açık hava
Heykel Müzesi ,Saat Kulesi , Kilim Müzesi ,Kilise ve tarihi Ulu Cami’yi)
inceledikten sonra : ..”Sivrihisar her
dönemde tarih ve kültür merkezi olmuştur. son yıllarda turizm konusunda ilçenin atılım yaptığını
gördüm (2 Eylül Gazetesi 3.10.2021)...“İlber hoca ; bu güne kadar tarihçiler
tarafından Sivrihisar konusunun çok
ihmal edildiğini düşünüyorum.
Evet hocanın dediği gibi ..””Sivrihisar her dönemde tarih ve kültür merkezi olmuştur.” “ ama ihmal de görmüştür”” kısmından başlarsak Sivrihisar’ı her dönem bu kadar önemli kılan neydi ? Coğrafya’sına göz atarsak Eskişehir-Bursa ile İzmir yolu kavşağında olduğunu hemen görürüz Sivrihisar sırtını ,adını veren sivri kayalıklara (Çal dağının uzantısı sayılan) dayamış ,benzer bir sivrilikte hemen Sivrihisar’ın önünde güney doğu yönünde Arayit dağı yükselmektedir(1819 metre) Öyle ki Sivrihisar ahalisi yüzyıllardır bu dağa bakarak meteorolojik tahminler yürütmektedir( ..Arayıt’a kar düştü ! Kış geldi…).Sivrihisar sadece ana yolların değil üç büyük antik kentin de kesişma noktasında sayılır. Doğusunda Frig başkenti Gordion , karşısında Pessinus , İzmir istikâmetinde ise Amorrium antik kentleri yer alır.Sivrihisar , Pessinnus antik kentine yakın bir yerde ve Pessinus’un tahribiyle 5.yüzyılda küçük bir yerleşim yeri iken D.Roma imparatoru Jüstinyanus tarafından geliştirilerek adını verdiği sonradan da adı Karahisar/ Karahisar-ı Sivri en sonunda Sivrihisar olmuştur.
Türkiye
tarihinde 1071 sonrası Türkmen yerleşimlerine bakıldığında ; Eskişehir’de ilk
yerleşik Türkmen yerleşim yerini’nin Sivrihisar olduğunu rahatlıkla
söyleyebiliriz. Batıya ilerleyen
Türk boylarından Salur boyu Sivrihisar’a yerleşmiştir.Boy’un Kılıç'lı aşireti
yerleştiği mahalleye adını vermiş (Kılıç mahallesi ) yaptırdıkları düşünülen Kılıçlı mescidinin (1072 ) bu yerleşiklik
tezini kuvvetlendirmektedir. Haçlı seferleri sonucunda sürekli işgale uğrayan
Anadolu iki sefer hariç Sivrihisar fazla hasar görmediğinden 1176 da
Miryokefalon anlaşmasına kadar Türkiye Selçuklu
döneminde Sivrihisar uç şehri olmuştur, yine Türkiye
Selçuklularının ilk medresesi burada açılmıştır.Sivrihisar adını aldığı meşhur
kayalıklarında bulunan kale ‘nin (Yazıcıoğlu Kalesi) Selçuklu döneminde
genişletilerek saldırılara karşı muhkem hale getirilmiştir. Türkiye
Selçuklularının ardından Beylikler döneminde de “uç şehri “olma özelliğini korumuş , Osmanlı yönetimine ise
kesin ve kalıcı olarak 1415 yılında yani I.Mehmet döneminde geçmiştir.(İlki 1289
da Osman Gazi dönemi olmak üzere 1356’dan başlamak üzere beyliklerarası
mücadelelere 1402 yılından 1415 yılına kadar taht ve Karamanlı mücâdelelerine sahne olmuş ve sürekli el değişmiştir.)Sivrihisar , Osmanlı’nın ilk dönemlerinde nahiye iken 1530 yılında Kaza
olmuş , 1867 yılında Sultanönü Sancağının(Eskişehir) seviyesinin kaza’ya düşürülmesi nedeniyle yeni kurulan Hüdavendigar(Bursa)
vilayetinin merkez sancağına(Hüdavendigar mutasarrıflığı) bağlanmış,19.yüzyılda
ise Ankara’ya bağlanmıştır.1914 yılında Eskişehir’in yeniden Sancak olmasıyla
(Mutasarrıflık) Mihalıççık ilçesiyle birlikte yeniden Eskişehir’e
bağlanmıştır(4 Nisan 1915)19.yüzyılda bir diğer önemli olayı ise Kırım
harbinden sonra (1853-1856) Avrupa ile
yakınlaşılmasının bir sonucu olarak Sultan Abdülmecid fermanıyla Kırım ve
Kafkas kuzeyinden 4.000 i aşkın Ermeni nüfus göçmen olarak Sivrihisar’ a
yerleştirilmiş ve akabinde Orta Anadolu’nun en büyük kilisesi’ne inşa izni
verilmesidir. Neticede 1915 tehcir kanunuyla Sivrihisar Ermenileri de (Muaf
tutulanlar ve 1918’de geri dönenler hariç olmak üzere ) yine bir Türkiye
vilayeti olan Suriye’ye göç ettirilmiştir. Mondros sonrası kurulan Kuvay-ı
Miilliye hareketi Eskişehir ve Sivrihisar’da da etkili olmuş hatta Sivas
Kongresi Kararlarına binaen başta Sivrihisar olmak üzere Eskişehir ilçeleri Sivas
Kongre kararlarına bağlanmış , TBMM yolu açılmıştır. İzmir’i işgâl ettikten (15
Mayıs1919) sonra Ankara’yı hedef alan
işgalci Yunan ordusu Eskişehir muharebelerinden sonra Türk ordusunu izleyerek
Sakarya’ya ulaşmış ve bu arada Sivrihisar’da işgal edilmiştir.(14 Ağustos 1921)
Sakarya muharebelerinin kazanılmasından sonra Türk Ordusu ,Yunan ordusunu Sakarya’nın batısına itmiş ve zaferin ardından takip harekatı başlatmıştır.13 Eylülde Yunanlıların çekilme kollarını kovalayan Mürettep Tümenimiz imha edilmesine fırsat vermeden Fettahoğlu köprüsünü ele geçirip Sivrihisar’ı baskınla kurtarmış fakat tekrar çekilmiştir. Sivrihisar’ın esas kurtuluşu 20 Eylül’de gerçekleşecektir. Bu tarihten itibaren Sivrihisar yeniden uç şehir olarak Batı cephemizin karargâhı haline gelmiştir. Büyük taarruz öncesi bir diğer karargâh Akşehir olacak ,bu iki merkezi dekovil hattıyla (Dar hatlı tren) birleştirmeyi tasarlayan Albay Behiç bey hattı Akşehir Gözpınarı(Azarı köy) köyünden Sivrihisar Biçer istasyonuna saplamayı planlamış ancak Piribeyli kasabasına kadar inşa edilebilecek malzeme bulabilmişti, bu yol Büyük taarruzun lojistik yolu olmuştur.(İnebolu-Ankara -Polatlı-Biçer istasyonu-Piribeyli dekovil istasyonu -Gözpınarı istasyonu +dekovil istasyonu -Afyon doğusu) Büyük taarruz hazırlıkları döneminde Sivrihisar’a gelen Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk (22-29 Mart 1922) burada konaklar , misafirlerini ağırlar ve Bakanlar Kurulu toplantısını 24 Mart 1922’de Zaim ağa konağında yapar. Sivrihisarlılarda ordumuza iki uçak alımı için büyük bir bağışta bulunurlar. Taarruz planınına göre Batı Cephesi Karargâhı Akşehir’e alınarak Sivrihisar-Emirdağ-Bolvadin-Çay-Akşehir hattı hem müdafaa ,hem de taarruz hattı -en batı uçları Çobanbey ve Şuhut olmak üzere Kuzeyden güneye Doğu-Batı yönünde birliklerimiz konuşlanmıştır.
Sivrihisar tarihi eserlerinden en büyüğü, hatta Orta Anadolu’nun da en büyük ahşap direkli camisi Sivrihisar Ulu camisi 1274 yılında yapıldığı ,2015 yılında Sivrihisar Belediyesinin yaptığı başvuruyla Sivrihisar Ulu Camii UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne kayıt edilmiş , Türkiye'nin Orta Çağ'dan günümüze kadar gelebilen ahşap direkli ve ahşap kirişli camileri 45. UNESCO Dünya Miras Komitesi toplantısında alınan kararla 19.09.2023 tarihi itibariyle Eskişehir Sivrihisar Ulu Camii camii başta olmak üzere Konya Beyşehir Eşrefoğlu Camii, Kastamonu Kasaba Köy Mahmut Bey Camii ,Ankara Ahi Şerefeddin (Arslanhane) Camii ve Afyonkarahisar Ulu Cami, Dünya Mirası ilan edildi. Eskişehir'in Sivrihisar ilçesinde yer alan cami, Anadolu'nun en eski ve en büyük ahşap sütunlu camilerinden biri olup yapım şekli ve tarihi hakkında farklı ifadelere rastlanmaktadır. Meselâ yapının esas itibariyle bir kervansaray olarak inşa edildiği ; sonradan açık alanların birleştirilerek camiye çevrildiğini savunanlar bulunmaktadır. Sahın'daki namaz kılma nizamı mihraba paralel dikdörtgen plânlı yani enine doğru bir uzunluk gösterir. Kuzey . Doğu ve Batı kapıları bulunmaktadır. Bu durum yapının esasında cami olarak planlanmadığına bir işaret kabul görmektedir. Cami'nin dış mekân alanı 26.50 x 52.60 metre ölçülerinde olup bu da 1394 m2 gibi büyük bir alan kaplamakta , mekanın duvarları kesme ve moloz taşlarla karmaşık düzende örülmüştür. Unesco başvurusundan önce caminin kuzey tarafındaki küçük dükkanlar kaldırılarak etrafı temizlenmiştir. Yapım tarihiyle ilgili olarak minarenin yanındaki kitabeye göre buraya ilk kez Sultan Alaattin Keykubat zamanında 1230/32 yılında Cemaleddin Ali Bey tarafından babası Cemaleddin İsmail b. Akçabay adına yaptırılmış olduğu bunu doğrulayan bir bilgi ise çeşitli kaynaklarda caminin 1274 yılında yaptırılmış olduğu vesilesinin aslında bir genişletme çalışması olduğu ispatlar şekilde kuzey kapısındaki kitabesinde Mikâil b.Abdullah’ın M.1274’te bu camiy genişleterek yeniden inşa ettirdiği yazmaktadır.
MİNÂRE
Ulu camii
minaresi sonradan doğu kapısının güney
tarafına (girişe göre solda) Minare Kaidesi iri mermer blok olup , üzeri tuğla hatıllı
kesme taşlı inşa edilmiştir. Minare Şerefesi altında sade süslemeler mevcuttur. Minare kitabesinde,
Taymış oğlu Hacı Habib tarafından 1487 senesinde yapıldığı yazmaktadır.
KAPILAR
Minare’nin
bulunduğu kapı doğu kapısıdır, aynı zamanda bu kapı camiin orijinal kapısı olup
ceviz ağacından oyma olarak işlenmiştir. Doğu cephesindeki mermer söveli
kapının üzerinde de iki onarım kitabesi bulunmaktadır.
Kuzeyde yer
alan kapı ise kadınlar mahfiline girişi
sağlayan kadınlar kapısıdır. Kuzey taç kapının üzerinde mermer kitabe vardır.Batı kapısı
sonradan yapılmış yeni bir kapıdır. (Toplam kapı sayısı 4 tanedir)
SAHIN
Ulu Cami,
ahşap direkli ve kirişli aynı zamanda
ahşap örtülüdür.(Çatı sonradan kiremit kaplanmıştır.)Ahşap direklerin sayısı 67
olup ardıç ve sarıçam ağaçlardan(Çatacık ormanından getirildiği düşünülüyor) Direklerin bir
kısmında devşirme sütün başlıkları ve kaideleri kullanılmıştır.(yakındaki antik
kentlerden getirildiği düşünülüyor) Sahın tabanı 1.5 metre boşluktan sonra
tekrar ahşap döşeme ile örtülerek yükseltilmiştir.
MİNBER
MİHRAP
Kıble
duvarına kuzey taç kapı karşısında yer alıp 1440 onarımında Hızır bey
tarafından yenilenmiştir. Kalıplama tekniğiyle alçı dökülerek yapılmıştır.
Sivrihisar
Ulu camii diğer Ulu camiler gibi Türk şehirlerinin merkezinde(Türkiye
Tarihinde) yer alan topluca Cuma namazlarının kılındığı en büyük
camilerdir.Sonradan daha büyük camiler yapılsa da bu özellikleri
kaybolmamıştır.
Not : Çınaraltı Dergisinin dosya konusu olan üstad Neşet Ertaş’ı anmak üzere ailesi çekimleri
Sivrihisar’da yapılan Gönül Dağı setini ziyaret etmişlerdir.







%20kopya.jpg)
%20kopya(1).jpg)
