Nazım Hikmet'in Moskova Yılları
*Rifat Günday
NAZIM’IN MOSKOVA YILLARI
Nâzım Hikmet RAN (Selanik, 15 Ocak 1902 – Moskova, 3 Haziran 1963) Bahriyeli subay olarak Hamidiye Kruvazörü’nde göreve başladı (1919) ,ancak kısa bir süre sonra sağlık kurulu kararıyla askerlikten çıkartıldı. 1921-Ocak ayında Millî Mücadele’ye katılmak üzere Anadolu’ya geçtiyse de cephe görevi verilmedi. Bolu’da öğretmenlik yaptıktan sonra 1921- Eylül’ünde Batum üzerinden Moskova’ya gitti (1. Moskova hayatı). Moskova işçi üniversitesinde okudu . Rus Devriminin ilk yıllarına tanık oldu ve 1924’ de Türkiye’ye döndü, bir yıl sonra yeniden Moskova’ya gitti (2.Moskova hayatı), 1928’e kadar kaldı. 1928’de döndüğünde şiirleri yüzünden tutuklandı ve birçok davadan beraat eden Nâzım Hikmet, 1933’den itibaren , 1938’e kadar “gizli örgüt kurmak” ve 1938 ‘de “orduyu ve donanmayı isyana teşvik” suçlarından tutuklandı. Bu konuda Atatürk’e meşhur dilekçesini yazdı.Toplamda on yedi yılı hapishanelerde geçer. Genel Af Yasası’ndan yararlanarak, 15 Temmuz 1950 ‘de tahliye edildi. Hakkında yasal olarak yükümlülüğü olmamasına rağmen askerliğine karar alınmasını, hayatına karşı bir tehdit gördüğünden 17 Haziran 1951’de İstanbul Poyrazköy açıklarında kendisini bekleyen Romanya bandıralı Plehanov şilebiyle Türkiye’den ayrıldı. Romanya üzerinden uçakla Moskova’ya gitti(3.Moskova hayatı)2 9 Haziran 1951’de Moskova Vnukovski havalanında büyük bir törenle karşılandı.(Soğuk savaş yıllarında moda ; Sovyet Rusya kontrolündeki ülkelerden yakayı kurtarıp batılı ülkelere sığınmaktı.Oysa ki Nazım serbest seçimlerin yapılabildiği kendi ülkesinden , hiç seçim yapılmayan ve daimi olarak Köminist Partisi tarafından yönetilen kapalı bir ülkeye iltica ediyordu)Nazım , 25 Temmuz 1951 tarihinde, Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşlığından çıkartıldı. 1952 yılında Çin ziyaretinde kalp krizi geçirdi. Ölümüne kadar pek çok ülkeye seyahatler yaptı, konferanslar verdi, şiirlerini okudu. Vatansız kalan Nazım vatandaşlık başvurusu yaptığı Polonya hükumeti tarafından 5 Ekim 1955’te “Borzecki” soyadıyla birlikte vatandaşlık verildi. 3 Haziran 1963 günü sabahı Moskova’daki evinde ikinci kalp kriziyle vefat etti. Moskova’da Novodeviçi Mezarlığı’nda gömüldü. Nazım’a Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’nun 5 Ocak 2009 tarihli kararıyla ancak 58 yıl sonra Türk vatandaşlığı geri verilmiştir.
Nazım Hikmet Sovyetler Birliği'nde (Hayatının 3. Moskova dönemi) yazlık olarak kendisine tahsis edilen Moskova’nın batısında kırsal bölgedeki Setun nehri kıyısında Peredelkino yazarlar kasabasında , kışlık olarak da Sokol bölgesinde Pesçenaya mahallesinde (Moskova doğusunda)2.Pesçenaya sokağındaki “kibrit kutuları gibi üst üste yapılmış denilen” Sovyet dönemi apartman dairesinde yaşıyormuş.Nazım’a ayrıca bir araba da tahsis edilmiş.Masrafları Rusya yazarlar birliğince karşılanıyor olmasıyla birlikte ,yani kısaca proleter dünyanın merkezinde lüks denilebilecek bir hayatı varmış.Nazım daha sonraları da yeni eşi Vera Tulyakova (Hikmet) ile hayatını Moskova'da sürdürdü. Türkiye dışında geçirdiği yıllarda Bulgaristan,Macaristan , Fransa ,Çekoslovakya , Küba , Azerbaycan ve Mısır gibi dünya ülkelerini dolaştı, buralarda konferanslar düzenledi, savaş ve emperyalizm karşıtı eylemlere katıldı, radyo programları yaptı. Budapeşte Radyosu ve Bizim Radyo bunlardan bazılarıdır. Bu konuşmaların bir kısmı bugüne ulaşabilmiştir.
Bu arada Moskova halkı için daça’ların hayati önem taşıdığına bende tanık oldum. Hafta sonları herkes daça’lara akın ediyordu.Peredelkino’da o (Rusça : Переделкино) yazlık evi(Daça- bir tür ahşap ev) ki burada ünlü yazarlar ve şairler için bir kasaba kurulmuştu.(Gorki’nin önerisiyle Stalin döneminde kurulmuş)Daça modası Stalin döneminde köylerin boşaltılıp devlet çiftliklerine dönüştürülmesiyle topraksız kalan köylülerin geçmişlerine duyulan bir özlem olarak özellikle “Glasnost” döneminden sonra tüm doğu bloku ülkelerinde yaygınlaşmıştır.
Nazım’ın kendi adıyla bir kütüphanesi olduğunu duyunca görmek için planlama yaptım. Nazım Kütüphanesi kışlık evine çok yakın bir noktada bulunan 1.pesçenaya sokağındaki (Ulitsa Novopesçayana) 59 numaralı kütüphaneye son zamanlarında uğrarmış.Bu kütüphaneye Rinma Kazakova gibi ünlü Sovyet şair ve yazarlarda uğrarmış. Dönemin Moskovalı Nazımseverlerin girişimleriyle Nazımın ölümünden çok sonraları 1981 yılında “Nazım Hikmet Kütüphanesi” ismi verilmiş.Benim Moskovayı ziyaret günlerimde Moskova’da Nazım izlerini sürmeye çalıştığımda yaşadığı ev duruyormuş ancak oturanlar olduğundan ziyaretçi kabul etmiyorlarmış.Nazım Hikmet Kütüphanesi de yeni nesiller Nazımı pek tanımadıklarından daha tam düzenleme yapılmadığından orası da ziyarete kapalıymış.
Moskova’da çok yoğun bir Türk nüfusu var.Bunların bir kısmı Türkiye’den gelenler ki çoğunluğu Türk inşaat ve otomotiv beyaz eşya gibi firmalarda çalışıyor.Ancak esas çoğunluk eski Türk Cumhuriyetlerinden gelenler.Hatta Tacikler ve Pakistanlılar bile neredeyse hepsi Türkçe konuşabiliyor. Burada pazarlarda hakim gruplar genellikle Türk toplulukları .Ancak hemen belirtmeliyim Moskova’da ; Moğol, Hintli ,Afgan ve Pakistanlılar ise sevilmeyen gruplar. Yeri gelmişken belirteyim çok sayıda Uluslararası hiper-marketler var Moskova halkının en çok çalışmak istediği işler bu marketlerde çalışmakmış.En sevmedikleri işler ise inşaat ve dökümhane işleriymiş.
Moskova’da yine yine şair ve yazarların takıldığı bir Kafe varmış , adı “Kafe Margarita” diye bir yer. Çok küçük bir yer olduğundan rezervasyonla gittik Ünlü Rus yazar Mihail Bulgakov’un “Master and Margarita “kitabı anısına açılmış olan küçük bir müzikli restoran. Bulgakov’un eserlerini hatırlatıcı düzenlemeler ve tasarımlar yapılmış, duvarlar çeşitli kitaplarla kaplanmış bir mekan.Margarita Kafe’nin iç köşesinde bir Kemancı ve bir piyanist “Kalinka ” çalıyorlardı . Orada mihmandarlarımızın arkadaşları Türklerden en eskisi hemen “Glasnost”başlayınca ilk gelenlerden olduğundan Moskova’yı çok iyi biliyor.Dedi ki burası çok meşhur bir yer , bir çok ünlü yazar ve şairin uğrak yeri.Şimdi Avrupalı turistler buraya gelen sevdikleri yazarları anmak için geliyorlarmış.Nazım’da buraya gelmiş olabilir dedi.Konuyu biraz da diplomatik kaynaklardan araştırınca böyle bir kayıtları olmadığını söylediler. Acaba Nazım da gitmişmiydi..Ama Nazım’a dair bir şey burada duymadık. Anladığım kadarıyla Yeni Moskovalılar Nazım’ı pek tanımıyorlar. Zaten Moskova’ya giden Türkler’de en çok Nazım’ın mezarını ziyarete gidiyorlarmış.Bunca aramadan sonra Nazım’ın mezarını ziyaretten başka seçeneğim kalmamıştı.
3 Haziran 1963 sabahı saat 06:30'da gazetesini almak üzere ikinci kattaki dairesinden apartman kapısına yürüdüğü sırada, tam gazetesine uzanırken geçirdiği kalp krizi sonucunda hayatını kaybetti. Ölümü üzerine Sovyet yazarlar birliği salonunda yapılan törene yerli ve yabancı yüzlerce sanatçı katıldı ve törenin görüntüleri siyah beyaz olarak kaydedildi. Ünlü Novadiviçi Mezarlığı 'nda (Rusça: Новодевичье кладбище) gömüldü
Ve Nazım’ın 3 dönem Moskova hayatının son durağı yani mezarının ziyareti.Novadeviçi
Moskova’nın Güney batısında yine Moskova nehrinin bir başka çığırında 3.ve
4.halkanın ortasında oldukça gitmesi zor bir yer olduğundan önceden planlama
yaptık.Ziyaret günü Novadeviçi mezarlığına yaklaştığımızda çok şiddetli bir
yağmura yakalandık.Ancak geri dönmeyi ve bir başka güne ertelemeyi
istemedim.Araçta Bulabildiğim bir şemsiyeyle girişe geldik.Ancak görevliler
Rusçadan başka bir dil bilmediklerinden Nazım’ı bilemediler yada ne demek
istediğimizi anlamadılar.Yağmurun şiddetinden giriş kapısındaki Nazım yazısını
da göremediğimden işaret edip soramadm.Şöyle etrafa bakınca bayağı önemli bir
olduğu anlaşılıyordu ki UNESCO’nun dünya kültür koruma Mirası listesinde
yeralıyordu.Bir tür Sovyetlerin devlet ve kültürünün mezarlığıydı.Giriş
kısmında kendilerinin yakılmasını talep edenlerin küllerinin konduğu kapalı raflar vardı.Neyseki çok geçmeden Türkçe
konuşan elinde çiçekle birkaç kişi geldi.Belli ki Moskovayı bilen bir Türk ,
Türkiye’den gelenleri buraya getirmişti.Tabi onlarla birlikte yürüyerek ve
bayan şemsiyesi ile yola koyulduk .Bizim gidiş istikametimizden
önce karısı Vera Turyakova’nın granit taş tasviri sonra Nazım’ın tasvirini
gördük. Meşhur şiirlerinden biri olan
Rüzgâra Karşı Yürüyen Adam figürü siyah granitten yapılan mezar taşı üzerine
tasvir edilmişti.
Nazım Hikmet 2020 yılında Moskova’da geniş katılımlı
olarak anıldı.Aralarında Zülfü Livaneli ve Rutkay Aziz’in de yer aldığı
kurucular tarafından Nazım Hikmet Vakfı kuruldu.Vakfın amacı Moskova’da Nazım
Hikmet müzesi kurarak eserlerini ve hayatını sergilemek.Bu arada hemen
belirteyim Moskova’da ben 100 cıvarında Rus Yazar ve şair adına düzenlenmiş
ev/müzelere rastladım ve bir kısmını ziyaret ettim ki bunların çoğu Moskova’da
yaşamış değillerdi.(Orijinal evi günümüze
gelebilen Tolstoy’un eviydi)
Nâzım Hikmet'in hapis hayatının sonunda Türkiye’den ayrılarak Sovyetler Birliği'ne yerleşmişti. 1952’den yaşamını yitirdiği 1963’e kadar 11 yıl boyunca Sovyetler Birliğinde çalkantılı bir hayat yaşadı. 11 yıllık Moskova hayatında memleket ve evlat özlemi içinde Sovyet dönemine tanık oldu ve bir kısmını şiirlerine yansıttı. Sonuç olarak Türkçe şiirinin ustası olarak Nazım Hikmet Moskova’da hatıralarıyla kaldı.
* Rifat Günday
Baş öğrt.Tarih(E)
Kaynaklar :
1- Rifat Günday Moskova notları : https://rifatgunday.blogspot.com/2017/06/moskovada-muzecilik-ve-turk-eserleri.html
2- https://t24.com.tr/haber/moskova-da-nazim-hikmet-kultur-ve-sanat-vakfi-kuruldu-buyuk-sair-yarin-online-programla-anilacak,881799
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder